Elektrikli bileşenlere ilişkin ithalat ve ihracat kısıtlamalarına uyum
Elektrikli bileşen ticareti yapan şirketler — özellikle elektrikli araç (EV) ve enerji sektörlerindeki şirketler — gümrük vergileri, çevre direktifleri ve uyum gereklilikleri gibi zorluklarla karşı karşıyadır. Bu yazıda, PTR Inc.’in Ürün Direktörü ve CWIEME Berlin danışma kurulu üyesi Saqib Saeed, elektrikli bileşen sektörünü etkileyen ticaret politikalarını ve uyum kurallarına uymak isteyen şirketler için en iyi uygulamaları ele almaktadır.
Elektrikli araç ithalatı
Elektrikli bileşen ticaretinde, özellikle de elektrikli araç pazarında en acil sorunlardan biri, Çin’den yapılan elektrikli araç ithalatına uygulanan gümrük vergilerindeki artışdır.
Avrupa Komisyonu, çok yakın bir zamanda Çin menşeli elektrikli araçlara, mevcut yüzde 10’luk gümrük vergisinin üzerine yüzde 35’e varan ek bir gümrük vergisi uyguladı. Müzakereler devam ederken, her iki taraf da durumun daha da tırmanmasını önlemek için bir çözüm arıyor.
Önerilen çözümlerden biri, Avrupa pazarına giren Çin menşeli elektrikli araçlar için asgari fiyat taahhüdü getirilmesidir. Ancak Donald Trump’ın Beyaz Saray’a yeniden gelmesiyle birlikte bu dinamikler önemli ölçüde değişebilir. Çin mallarına gümrük vergisi uygulama konusundaki yeni tutumu, Avrupa Birliği’ni benzer önlemler almaya zorlayabilir.
Bu karar, AB’nin haksız rekabet olarak gördüğü duruma karşı koyma çabalarının bir parçasıdır ve ürünlerini son derece rekabetçi hale getiren devlet sübvansiyonlarından yararlanan Çinli firmalara karşı eşit rekabet koşulları sağlamayı amaçlamaktadır.
Sonuç olarak, bu gümrük vergilerinin ardındaki amaç, Avrupa’nın gelecek vaat eden elektrikli araç pazarını, yoğun şekilde sübvanse edilen rekabetten korumak ve yerel sanayinin gelişimini desteklemektir.
Yeni yürürlüğe giren önlemlerin süresi beş yıl olacak; bu da şirketlerin önümüzdeki yıllarda bu tür ve benzeri ticari gelişmeleri yakından takip etmeleri gerektiği anlamına geliyor.
Ticaret savaşlarının yaşanabileceği bir başka alan da yarı iletken çiplerdir. Avrupa Komisyonu, 2024 yılında, özellikle otomotiv sektöründe çip tedarikinde Çin’e olan bağımlılığını yakından değerlendiriyor.
Avrupalı şirketler bu alanda tarihsel olarak hakimiyetlerini sürdürmüş olsalar da, Çin’in elektrikli araç geliştirmedeki ileri düzeydeki ilerlemesinden yararlanarak yonga üretiminde de rekabet avantajı elde edebileceğine dair endişeler giderek artmaktadır.
Bu arada, Amerika Birleşik Devletleri, 200’e yakın Çinli şirketi hedef alan ihracat kısıtlamaları uygulayarak bu küresel rekabeti daha da kızıştırmaya hazırlanıyor. Bu önlemler, Çin’in yapay zeka ve ilgili teknolojilerdeki ilerlemeleri hızlandırabilecek kritik yongalara erişimini engellemeyi amaçlıyor.
Pil gereksinimleri
Bir diğer önemli mevzuat değişikliği ise, 2027 yılında yürürlüğe girmesi planlanan, Avrupa Birliği’nin pil sürdürülebilirliği ve geri dönüşüm standartlarına verdiği önemle ilgilidir.
Bu yönetmelik uyarınca, AB’de satılan tüm elektrikli araç aküleri, lityum, kobalt, nikel ve kurşun gibi kritik bileşenler de dahil olmak üzere, belirli bir oranda geri dönüştürülmüş malzeme içermelidir.
Buradaki amaç, bir pilin kullanım ömrünün sonunda değerli malzemelerin verimli bir şekilde geri kazanılmasını ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemek üzere ekonomiye yeniden kazandırılmasını sağlamaktır.
Geri dönüşüm ve malzeme geri kazanımı için zaman içinde daha sıkı hedefler benimsenecek; bu hedefler kapsamında 2027 yılına kadar lityumun yüzde 50’sinin geri kazanılması ve bu oranın 2031 yılına kadar yüzde 80’e çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca, ithalatçıların bu malzemelerin geri dönüşüm süreçlerini ayrıntılı bir şekilde belgelemesi ve doğrulaması zorunludur.
Bu düzenleme çalışması, tedarik uygulamalarında şeffaflık ve hesap verebilirliği zorunlu kılarak çevresel etkiyi azaltmayı amaçlamaktadır.
Ayrıca, üreticileri her bir pilin karbon ayak izini ve tedarik zinciri bilgilerini açıklamaya mecbur kılan bir“pil pasaportu”sistemi de yürürlüğe girecek.
Elektrikli araç ve pil sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için bu gereklilikler, tedarik zincirleri içinde uçtan uca şeffaflığı sağlamanın acil bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.
Gümrük vergilerinden şeffaflığa
Yukarıda bahsedilen Çin menşeli elektrikli araç bileşenlerine uygulanan gümrük vergileri gibi önlemler, özellikle Asya’dan yapılan ithalata büyük ölçüde bağımlı olan şirketlerin maliyet yapılarını ve kâr marjlarını etkileyebilir. Bu durum, tedarik zincirlerinin yeni sürdürülebilirlik ve şeffaflık standartlarına uyum sağlarken zaten zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde ortaya çıkmaktadır.
AB’nin pil geri dönüşümü ve pasaportu ile ilgili olarak, temel bir gereklilik, lityum, kobalt ve nikel gibi kritik minerallerin içeriğinin ve tedarik kaynaklarının tedarik zinciri boyunca belgelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu durum, farklı kıtalarda faaliyet gösteren şirketler için özellikle zorlayıcı olacaktır; zira farklı yasal düzenlemeler ve standartlar, mevzuata uyumu zorlaştırabilir.
Elektrikli araç bileşenlerinin yanı sıra, transformatör ve elektrik motoru üreten şirketler de AB’nin Ekotasarım Direktifi kapsamında daha sıkı enerji verimliliği standartlarına tabidir.
Her revizyonla birlikte, direktifin verimlilik gereklilikleri daha katı hale gelmekte ve bu da üreticileri yeni malzemeler ve süreçler benimsemeye zorlamaktadır.
Bazı bölgelerde, tedarik zincirindeki kısıtlamalar ve artan üretim maliyetleri nedeniyle sektör bu standartlara direnç göstermektedir.
Bu direnç, özellikle ABD’de belirgindir; burada, halihazırda zor durumda olan tedarik zinciri nedeniyle, transformatör verimliliğine ilişkin daha katı gerekliliklere karşı bir tepkiyle karşılaşılmıştır.
Bununla birlikte, Avrupa’daki şirketler için bu düzenlemelere uymak hayati önem taşımaktadır; zira bu düzenlemelere uymama riski, kritik pazarlardan dışlanmaya yol açabilir.
Gelişmelerden haberdar olmak ve mevzuata uymak
Yasal gerekliliklerin yerine getirilmesinin artık sadece basit bir formalite meselesi değil, önemli mali sonuçları olan stratejik bir öncelik olduğu kabul edilmelidir.
Uyum eksikliğini önlemenin bir yolu, bu konuya özel uyum ekipleri veya görev grupları kurmaktır.
Büyük şirketler, özellikle Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması gibi politikalardan etkilenen çok bölgeli tedarik zincirleriyle uğraşırken, profesyonel ticaret danışmanlık hizmetlerinden yararlanabilirler.
Sektör dernekleriyle düzenli olarak iletişim kurmak ve ticaret fuarlarına katılmak, gelişmelerden haberdar olmanın bir başka etkili yoludur.
CWIEME Berlin gibi etkinlikler, şirketlere yaklaşan düzenlemeler, yeni teknolojiler ve en iyi uygulamalar hakkında bilgi edinmeleri için değerli fırsatlar sunmaktadır.
Bu forumlar arasındaki işbirliği, işletmelerin uyum stratejilerini paylaşmalarına ve yeni gelişmeler hakkında bilgi edinmelerine olanak tanıyarak, düzenleyici değişikliklerin bir adım önünde olmalarına yardımcı olur.
Elektrikli bileşenlere ilişkin düzenleyici çerçeve, özellikle 2027’de yürürlüğe girecek pil pasaportu zorunluluğu ile birlikte sürekli olarak gelişmeye devam ederken, şeffaflık standartlarını karşılayamayan şirketler, değerli iş ortaklıklarından ve tedarik zincirlerinden dışlanma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Bu nedenle, büyük Orijinal Ekipman Üreticileri (OEM’ler) için artık tedarik ve üretim uygulamalarında tam şeffaflık sağlayabilen tedarikçilere öncelik verme zamanıdır.
Ticaret politikalarını ve yasal gereklilikleri yakından takip etmek, sadece yüksek tutarlı para cezaları ve gecikmeleri önlemekle kalmaz, aynı zamanda şirketlerin elektrikli bileşenler pazarında güvenilir aktörler olarak konumlanmalarını da sağlar.
2024 etkinliğinden daha fazla öne çıkan gelişmeyi öğrenmek ya da 2025 etkinliği için ilgilendiğinizi belirtmek için CWIEME Berlin web sitesini.



















